TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İzmir’de Türkiye’nin ilk Bayrak Müzesi açılışına katıldı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İzmir’de Türkiye’nin ilk Bayrak Müzesi açılışına katıldı. Şentop, Fransa’yı eleştirerek, 'Fransa kendi alanı olmamasına rağmen Doğu Akdeniz’de ne arıyor' dedi.
Türkiye’nin ilk bayrak müzesi olan 'Bayrakbilim ve Türk Bayrakları Müzesi', Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından açıldı. Müzenin açılışına TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, AK Parti İzmir Milletvekilleri katıldı. Müzede 2 bin yıllık Türk devletlerinin bayrakları ve hikayeleri yer alıyor.
Müze hakkında konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bayrakbilim ve Türk Bayrakları Müzesinin Türkiye’de ilk defa bayrakla ilgili düşünülmüş bir faaliyet olduğunu söyleyerek, 'Bayrağı Türk tarihinde ayrıcalıklı bir yeri var. Hem yakın tarihimizde çok önemli tanımlamalar mevcut. Bayrak; milletimizin üretmiş olduğu değerlerin bir özetidir. Bu müzenin bizim tarihimizi yaşatacak bir imkan sunacağını ve önemli bir mekan olacağını düşünüyorum. Bayrak sadece bizim için değil tüm milletler için önemlidir. Fakat bizim bayrağımıza atfettiğimiz kıymet, tüm milletlerin atfettiği değerlerden daha üstün. Bizim için bayrak tüm milletlerin bayraklarına vermiş olduğu değerden çok daha fazladır. Bu müze bizim için özel bir yer tutuyor. Müze, tarihimizin gençlere aktarılması konusunda önemli bir fonksiyon olacaktır' dedi.

'Fransa bölgeye uçak gemisi göndererek bir güç gösterisi yapabileceğini zannediyor'
Türkiye’nin Doğu Akdeniz meselesiyle ilgili de konuşan Şentop, 'Doğu Akdeniz’de başta Yunanistan olmak üzere oralarda dolaşan Fransa gibi ülkeler var. Fransa’nın Yunanistan’a destek olmak ve onlara sahip çıkmak gibi bir niyeti olduğunu düşünmek saflık olur. Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın iddialarıyla ilgili Fransa’nın tezleri desteklediğini düşündüğümüzde çok apaçık bir çelişki ile karşı karşıya kalıyoruz. Zira Fransa, 1978 yılında Manş Denizi ile ilgili İngiltere ile yaptığı anlaşmada aslında bugün bizim savunduğumuz tezi savunmuş ve kabul etmiştir. Ana karanın yetki alanlarıyla, adanın yetki alanı konusundaki tezi 1978 yılında savunmuşlar, dolayısıyla Türkiye’nin yanında yer alması gerekirken durum böyle değil. Fransa’nın Doğu Akdeniz’de başka şeyler olduğu görülüyor. Fransa bölgeye uçak gemisi göndererek bir güç gösterisi yapabileceğini zannediyor' ifadelerini kullandı.

Fransa’ya tarih hatırlatması
'İkinci Dünya Savaşı’nda 1940’lı yıllarda Fransa, Almanya’ya karşı askeri ve diğer alanlarda çok daha üstündü' diyen Şentop, 'Fakat askeri silahlar, asker sayısı kazanmak için yeterli değil. Her şeyin öncesinde haklı olmanız gerekli. Tarihteki askeri birikim ve tecrübe önemlidir. Bizim ordumuzun kuruluşu 2 bin 200 yıl öncesine kadar dayanıyor. Yapmış olduğumuz savaşlardan edindiğimiz bir birikim ve bunun sonraki kuşaklara aktarılması söz konusu. İşte burada Almanların 1 hafta içerisinde Paris’e kadar çok ciddi bir engelle karşılaşmadan gittiklerini görüyoruz. Bugün Doğu Akdeniz’de askeri güç gösterisi yapan Fransızlar, kendi ülkelerini korumakta büyük bir acziyet içerisine düşmüşlerdir. Daha sonra kurtarırken de İngiliz ve Amerikalıların yardımlarıyla kendi topraklarını kurtarmışlardır' şeklinde konuştu.

'Türkiye gereken cevabı verebilecek güçtedir'
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Türkiye ile ilgili yaptığı Nazi Almanyası benzetmesini de hatırlatan Şentop, sözlerini şöyle tamamladı
'Çok tuhaf, tarihi tersinden okumaya çalışıyor. Nazi Almanyası kendi sınırlarına razı değildi. Başka ülkelerin toprağında gözü vardı. Peki bugün Fransa, Doğu Akdeniz’de ne arıyor? Hitler’in yaptığı bu değil miydi? Eğer Hitler ile ilgili bir alaka kurulacaksa bugün Fransa’nın yapmaya çalıştığı yayılmacı yeni sömürgecilik anlayışının uzantılarına bakmak lazım. 9 Eylül 1922 ve 15 Mayıs 1919’u unutmamak önemli. Bunu sadece bizim değil, başta komşumuz Yunanistan’ın ve Avrupa ülkelerinin de unutmaması gerekli. Biz Türkiye olarak daima barıştan yana olduk. Uluslararası hukuka göre sahip olduğumuz haklar ve menfaatler bizim her yerde ve her şartta savunabileceğimiz şeylerdir. Bunu müzakerelerle yapabiliriz. Bu bakımdan Türkiye, hak ve menfaatlerini koruma konusundaki kararlılığını her türlü vasıtayla savunabilecek güçtedir. Bu yollarla olmazsa ve başka yollarla olursa da Türkiye onlara gereken cevabı verebilecek kudrettedir.'