Dünya zor günlerden geçiyor. Bütün dünyada göç ve sığınmacı sorunu var. Özellikle bulunduğumuz coğrafyada ve ülkemizde en ağır haliyle görüyoruz. İnsanlar; ölümü göze alarak ailesini geride bırakıyor ve yaşadığı toprakları terk ediyor. Akdeniz ölüm denizi oldu adeta. Basından izliyorsunuzdur denizde yakalanan ya da boğularak ölen sığınmacı haberlerini. Geçen yıl sadece Balıkesir’de yakalanan sığınmacı sayısı kırk bine yakın. Yakalanmayanları da düşünürsek nasıl büyük bir kitle ile karşı karşıya olduğumuzu anlamamız zor olmaz.

Bu insanlar neden göç ediyorlar?

Ölümü bile göze almak ve doğduğun toprakları bırakmak hangi hallerde alınabilecek bir karar?

Çok zorlayıcı sebepler olmadan göç kararı almak her zaman alınabilecek bir karar değil elbette. Tarihte birçok insan hayatının, malının geleceğini tehlikede gördüğü zamanlarda göç etmiştir. Kavimler göçü dediğimiz ve atalarımızın da içinde olduğu büyük göç dalgası bunun en bilinen örneği. Çağ açmış çağ başlatmış ve belki de milyonlarca insanın ölümüne, yerinden yurdundan ayrılmasına sebep olmuş bir süreç. Yani bir yerde ölüm kaçınılmazsa ölümü göze alıp başka çözümler aramak bir çıkış yoludur.

Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan, Somali’den, Sudan’dan, İran’dan ve coğrafyamızdan uzak birçok ülkeden kaçan insanlar ne arıyorlar?

Aradıkları; güvenli ve insanca bir yaşam! Emperyalizmin ve kapitalizmin yaşanamaz hale getirdiği ülkelerinde olmayan, adil, çalışanın hakkını aldığı, yarınından şüphe duymayacağı bir ülke.

Nerde arıyorlar bu ülkeyi?

Avrupa ve Amerika’da! Yani kendi ülkelerini yaşanamaz hale getiren emperyalistlerin kucağında. Ne kadar trajik bir durum! Ömer Hayyam şöyle diyor:

 “Celladına âşık olmuşsa bir millet

İster ezan, ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstahaktır ona her türlü zillet.

Ancak her şeye rağmen sömürü için savaşları çıkaranları, daha çok kazanmak için gelir dağılımını umursamayanları, halkını güç için satan yöneticileri ve bütün haksızlıkları gördüğü halde ses çıkarmayan dünya kamuoyunu da unutmamak lazım. Mahşer günü hesaba çekildiğimizde Ajlan bebeklere ne cevap vereceğiz?

Bütün insanlığın her türlü haksızlığa karşı olması, savaşlara dur demesi ve daha adil bir paylaşım için harekete geçmesi dileğimizdir. Şu bir kez daha anlaşılmıştır ki; istediğimiz adil dünya düzeni için yapmamız geren şey çalışmaktır.

“Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak! Servet ve onun doğal sonucu olan rahat yaşamak ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışanların hakkıdır.” Mustafa Kemal Atatürk

Sağlıcakla