Çevremize baktığımızda çoğu insan bir koşuşturmaca halinde. İş güç derken birçok yere yetişemez olduk.

Çevremize baktığımızda çoğu insan bir koşuşturmaca halinde. İş güç derken birçok yere yetişemez olduk.

Hatta kendimize bile. Biz kendimize yetişemedikçe çocuklarımıza, ailemize ve arkadaşlarımıza da yetişemez oluyoruz. Önce kendimiz demeyi bilmiyoruz. Önceliğimiz kendimiz olursa daha mutlu oluruz. Bizim mutluluğumuz çevremizdekilere de yansır. Hayat şartları üstümüze üstümüze geldikçe bir yerden de kendimize pay çıkarmamız gerekiyor. Ufak şeylerle mutlu olmayı unuttuk. Eskiden arkadaşla içtiğimiz bir kahveden ve edilen sohbetten çok keyif alınırken, şimdi bunu bile yapmaya fırsatımız olmuyor. Mutlu olmak için hep bir neden arıyoruz. Halbuki insan her şeyden mutlu olabilir. Yeter ki hayatında huzur olsun. Tabi huzurlu olabilmemiz için de bizim kafamızın içindeki düşüncelere çok dalmamamız gerekiyor. Zaten bir şeyin olacağı varsa da olur bu yüzden akışında gitmeli her şey. Yaşadığımız zorluklar bizi bir yerde geriye çekiyor hatta artık hevesim kaçtı bile diyebiliyor insan. Herkes kendi yaşadığı zorlukları, dertleri sıkıntıları bilir. İnsanların hepsinde hisler vardır ve duygularımızı yerinde belli etmek için kullanırız. En çok ta mutlu olmayı gösterebilsek yaşayabilsek. İnsanların yüzüne en çok gülümsemek yakışıyor. Hatta gülümsemenin bulaşıcı olduğu ile ilgili videolar bile var. Mutluluğu bir top gibi düşünürsek bir kez yuvarlanıp gitti mi yakalamamız için koşmamız çabalamamız gerekir. Biraz olsun mutlu olabilmek için bize sunulan hayatı kabullenerek başlamalıyız. Mutluluk zihinde başlar ve gerisi gelir. İyimser düşünmek te mutlu olmaya çok etkendir. Hayata pozitif gözlerle bakmayı herkes denemeli çünkü herkes mutluluğu hak ediyor.