İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Gürkan Özcan, birinci derece deprem kuşağı üzerinde yer alan Balıkesir’deki binaların depreme dayanıklılık durumunu, riskli bina stokunu, hangi mahallelerin riskli binaların yoğunlukta olduğunu konuştuk.

Balıkesir’in deprem gerçeğiyle yaşayan bir şehir olmasına karşın 2000 yılından sonra yapılan binaların depreme dayanıklı olduğunu dile getiren Özcan,  “ 2000 yılı sonrası Balıkesir’de yapılan binalar, 1999 yılındaki büyük Marmara Depremi’ne dayanıklı şekilde yapıldı” dedi. Balıkesir’de olası bir depremde yapı stoku olarak risk taşıyan mahalleleri de sıralayan Özcan, “Akıncılar Mahallesi, Ağır Sanayi Bölgesi, Gümüşçeşme Mahallesi, Gündoğan Mahallesi’nin bir kısmı ve Vicdaniye Mahallesi’nde bir an önce kentsel dönüşüm başlamalı” dedi.

 

MİLAT 2000 YILI

Balıkesir’de depreme dayanıklı binaların yapımıyla ilgili miladın 2000 yılı olduğunu kaydeden İnşaat Mühendisleri Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Gürkan Özcan, “ Balıkesir’de depreme dayanıklı binalarla ilgili miladı 2000 yılı olarak söyleyebiliriz. Neden 2000 yılı? Çünkü 2000 yılında Balıkesir Valiliği tarafından hazır beton ve fabrika demiri kullanılma zorunluluğu getirildi. Bunun nedeni de 1999 yılında yaşadığımız büyük Marmara Depremi’ydi. Ancak bizim bu depremlere karşı yapı üretme başlangıç tarihimiz 1998 yılı Deprem Yönetmeliği’dir. 1940 yılından bu yana 7-8 defa deprem yönetmeliği yayınlandı ancak 1998 yılındaki yönetmelik iyi bir yönetmelikti. Onu uygulamaya geçerken 1999 Marmara Depremi’ni yaşadık. O hem insanların hem teknik elemanların ayaklarının suya erdiği nokta oldu. Ondan sonra daha bilinçli bir şekilde çalışıyoruz mesleki olarak.

 

MALZEME KALİTESİ ARTTI

2000 yılına kadar yapılarda kullanılan inşaat malzemesinin kalitesinin düşük seviyelerde olduğunu dile getiren Özcan, “ 2000 yılına kadar Balıkesir’de beton Kepsut Deresi’nden getirilen malzemeyle yapılıyordu, o zaman C14 sınıfı beton elde etmemiz gerekirken içerisindeki miller yüzünden C10 sınıfını zor elde ediyorduk. Fabrika demirleri Sanayi Bakanlığı’nın denetiminde üretiliyor. 2000 öncesinde Balıkesir’de demirler Ağır Sanayi’nin olduğu yerde haddehanelerde çekme demirlerle demir üretiliyordu. Biz bunları kullanıyorduk. 1999 depremi bu tarz şeylerin yapılmaması gerektiğini gösterdi. Hazır beton, hazır çelik kullanılması kaliteye arttırdı. Yönetmelik olarak 1998 Yönetmeliği 1975 Yönetmeliği’nin üzerine gelen ağır bir yönetmelikti. Şu anda 2018 Yönetmeliği’ni uyguluyoruz. Bu hepsinin üzerinde teknolojinin geldiği en üst Yönetmelik’ti. 1998 yılı ve sonrasında yapılan yapılar depreme daha dayanıklı, 1998 öncesi yapılar hem yönetmelik gereği hem de kullanılan malzemelerin kontrol edilememesinden dolayı risklidir. Bu tarz yapıların gözden geçirilmesi gerekiyor” dedi.

 

BALIKESİR’İN AVANTAJI ÇOK KATLI BİNALARIN OLMAMASI

Kentsel dönüşüm çalışmalarının bir an önce yapılması gerektiğini vurgulayan Özcan, “ Binaların depreme uygun olarak yapılmasıyla ilgili kentsel dönüşüm çalışmaları bireysel bazda değil toplu şekilde ada, mahalle bazında yapılmalı. Yoksa kentsel dönüşüm rantsal dönüşüm haline gelir. Kentsel dönüşüm derken mahalle bazında, ada bazında o yerin tarihi, kültürel dokusunu bozmadan yapılması gerekir. Hepimiz. Balıkesir’de yaşıyoruz; daracık yollar, çarpık yapılaşmalar bunların hepsinin kentsel dönüşüme sokulması gerekiyor. Yapılamayanlarda ise vatandaşlar bireysel olarak kendi binalarını güvenli hale getirme hakkına sahip, devlette bu konularda deprem olduktan sonra değil de olmadan önce katkı ve destek vermeli. Uygun kredi ve teşviklerle insanlar eski binalarını da yeniler. Balıkesir’in avantajı çok yüksek katlı yapıların olmayışıdır. Üç-beş katlı binalarımız var. Elazığ’da gördük aynı mahalledeki binalardan biri yıkılıyor biri ayakta kalıyor, bu tamamen Deprem Yönetmelikleriyle, yapı kalitesine uymakla alakalı şeylerdir” dedi.

 

BİZ HER YERE BİNA YAPABİLİRİZ

Aktif fay hatları ve dayanıksız zeminlere rağmen bilim ve mühendislikle sağlam binaların yapılabildiğini ifade eden İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Özcan, “ Zemini kötü ve fay hattının yakın olan yerlere yapılaşma yapmamak başka bir şey buralara yapı yapılamaz diyerek baştan kesip atmak başka bir şey. Bizde MTA’nın küçük haritalarında Balıkesir’in en büyük fay hattını biliyorduk. Şimdi teknolojik gelişmeler ışığında en küçük fay hattını bile görebiliyoruz. Bizde hesaplamalarımızı yaparken fay hattına uzaklığını göz önüne alıyoruz. Zeminin verilerini aldıktan sonra teknik olarak yapılması gereken şeyler doğrultusunda biz her yere bina yapabiliriz. Fay hattının yanına da yapılır. Ancak göz göre göre de üstüne yapmanın bir mantığı yok. Zamanında eski insanlar doğal durumu göz önüne alarak yapılaşmışlar. Sağlam zeminlere doğru gitmişler. Bilinçsizlik, bilime ve mühendisliğe olan inancın az olması yanlış yerlerdeki yapılaşmalara neden oldu. Bunlara bir noktada dur demek lazım” dedi.

 

O BÖLGE YAPILAŞMAYA AÇILMALI

 

18 uygulaması olarak bilinen Sanayi ikinci kapının karşısındaki yerle ilgili de değerlendirme yapan Özcan, “ 18.02 uygulaması var. Burası önceden tarım arazisiydi ancak şimdi burası bozulmuş tarım arazisi. Küçük Sanayi Sitesi de tarım arazisiydi. Öncesinde Küçük Sanayi Sitesi’ni yaparken bunun karşısına yapılaşmanın olmayacağını garanti edemezsiniz. Orası bir tarım arazisidir ve bozulmaması gerekirdi. Ancak oraya yapı yapılır mı yapılmaz mı diye sorarsanız mesleki olarak; biz her zemine yapı yaparız. Oraya da yapı yaparız. 30 yıl önce orası kazıldığında 30-40 santimde su vardı şimdiki yapılaşmadan dolayı o su seviyesi aşağılara indi. Tarımsallığını kaybetti. Orası yapılaşmaya açılmalı, artık orasını ayıramazsınız. Paşaalanı Mahallesi’yle orasının zemini arasında bir fark yok” dedi.   

 

“1999 DEPREMİ OLSA BALIKESİR’DE HİÇ BİR BİNA YIKILMAZ!”

 

2000 sonrası yapıların depreme dayanıklılığıyla ilgili bilgi veren Özcan, “2000 yılı sonrası Balıkesir’de yapılan binalar, 1999 yılındaki Marmara Depremi’ni göz önüne alınarak yapıldı. Balıkesir’de 1999 yılındaki depremin şiddetinde bir deprem yaşansa hiçbir ev yıkılmaz.  Belki o binalar hasar görür, duvarları çatlar ama yıkılmaz. Ancak o binada yaşayan insanlar yaşar. Depremin süresi çok önemlidir. 10 saniyelik depremle 40 saniyelik deprem bir değil. Ancak yapının zeminle olan ilişkisi önemlidir. Mesela 3 katlı bina yıkılıyor da 10 katlı bina yıkılmıyor. Bazen depremin süresinden dolayı çok sağlam zeminli binalarda yıkılabiliyor. Bunlar tamamen hesaba dayalı şeylerdir. Depremin geliş yönüne göre bile değişebiliyor. Biz inşaat mühendisleri olarak işlerimizi AFAD’ın sitesindeki koordinatlara göre oradaki direkt noktaya göre oradaki verilere göre hareket ediyoruz. Parsel bazında zemin etüdü yapılıyor. Depremin oluşumunu engelleyemezsiniz. Zeminle ilgili verileri inşaat mühendisine verirsiniz o da o zemine uygun binayı yapar. Fazla ortalığı velveleyi vermeye gerek yoktur. Bilim doğrultusunda depreme dayanıklı binalar yapılabilir. 1889 yılında büyük bir deprem olmuştur, o zamanki yapı stokuyla şimdiki yapı stoku aynı değildir. Türkiye bir deprem ülkesi. Depremi engelleyemeyiz ancak depreme dayanıklı yapılar yapabiliriz.

 

BALIKESİR’DE HANGİ MAHALLELER RİSKLİ

Balıkesir’in riskli yapı stokuyla ilgili de bilgi veren Gürkan Özcan, “ Balıkesir’in yarayan kanası Akıncılar Mahallesi, kesinlikle kentsel dönüşüme girmeli. Kentsel dönüşümün uygulanması gereken bir numaralı yer, mezbelelik, kendi kendine çürümeye bırakılmış. Ağır sanayinin olduğu yer, Gümüşçeşme Mahallesi, Vicdaniye Mahallesi, Gündoğan Mahallesi’nin bir kısma ilk etapta girilmesi gerekir. İmar Barışına 90 bin başvuru yapıldı. Bu bize Balıkesir’de imara aykırı, mühendislik hizmetleri sağlıklı olmayan, çarpık binalar hakkında bilgi veriyor. Balıkesir’de 2000 yılından sonra üretilen projeler, yapılar Türkiye ortalamasının üzerinde yer alıyor. Bizim denetimlerimiz sıkıdır. 1999 Depremi olmadan önce biz 1994 yılında Oda olarak denetimler yapıyorduk. 1998 yılındaki Yönetmelik hayata girdiğinde Balıkesir bu yönetmeliği hayata geçiren ilk üç şehirden biriydik. Mühendislik hizmeti almış bina kendini gösterir, depremde de ayakta kalır” dedi.