Titanik faciasını bilmeyeniniz yoktur sanırım.Zaten bilmiyorsanız bu yazıyı okumanızda gerek yok..!
Batmaz denilen Titanik kaptanın aşırı öz güveni ve kibri yüzünden buz dağına yandan çarpınca o batmaz denen transatlantik kağıt parçası gibi yırtılıyor.
Gemi yavaş yavaş sona doğru yaklaşırken içindeki binlerce yolcu az sayıdaki filikalara binmek ve hayatını kurtarmak için birbirini eziyor.
Çok bilmiş kaptan paniği önlemek için geminin orkestrasına rahatlatılıcılığı tescilli keman ağırlıklı parçalar çalmasını emrediyor. 
Orkestra üyeleri, "nasılsa sona doğru yaklaşıyoruz en azından bildiğimiz işi son kez icra edelim" diyerek emre uyuyor.
Bu arkadaşlar esas oğlanımızla esas kızımız ve gemi ahalisi  can derdindeyken giy giy giy keman çalmaya devam ediyorlar. Amaçları yolcuları batmayacaklarına inandırıp paniği önlemek. Yolculardan hiç biride, "tamam güzel çalıyorsunuz da bize noolcak? Gemi dibi buluyor, önce bi kaseyi saglama alsak?' demiyor.
Sular yavaş yavaş orkestra elemanlarını da ıslatmaya başladığında çaldıkları son eser ise, 'Tanrıya yaklaşırken' oluyor..!
Hani birileri şimdi bize, "ekonomi uçuyor" falan deyip IMF'ye 150 metre uzaklıktaki binada swap anlaşması yapmak için bekliyor ya.Bizde o sırada keman dinliyoruz.!