Her insan doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Yüce Allah insanoğlunun her dönemine farklı güzellikler bahşetmiştir. Dinimizde çocukluk ve yaşlılık dönemlerine ayrı bir önem verilmiştir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde; "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaslanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle."  (İsrâ; 23) "İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret.  dönüş banadır.""  (Lokmân; 14) buyurmuştur.

 Hz. Muhammed (s.a.v) "Küçüklerimize şefkat göstermeyen ve büyüklerimizin kadrini bilmeyen  bizden değildir." demiştir. Bir gün ashabına üç defa; “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek ve yalancı şahitliği yapmaktır (ya da yalan sözdür)” buyurmuştur.

Hz. Muhammed (s.a.v ) “Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün” demiş; Sahabe,

“Kimin (burnu yerde sürünsün) ey Allah'ın Elçisi!)” diye sorunca,

“İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sebebiyle cennete giremeyenin” buyurmuştur.

Sahabeden Abdullah İbn Mes’ud anlatıyor:

"Allah'ın Elçisine, "amellerin hangisinin daha faziletli olduğunu" sordum Hz. Peygamber,

“Vaktinde kılınan namazdır” buyurdu.

- “Ondan sonra hangisidir?” diye sordum.

- “Ana-babaya iyilik yapmaktır" buyurdu.

Şefkatin, merhametin, hikmetin ve tecrübenin buluştuğu, medeniyet değerlerini günümüze taşıyarak, toplumumuzu zenginleştiren değerlerimizden olan sevgili büyüklerimizin kadrini, kıymetini bilmeliyiz.

Değerli büyüklerimizin öngörülerine, tecrübelerine, sağduyularına ve geniş ufuklarına her zaman ihtiyaç duyduğumuz çağımızda; onların toplumsal yaşamdan kopmadan aktif bir hayat sürdürmeleri için ne gerekiyorsa yapmalıyız.

Yaşlılık, insan hayatının evrelerinden biridir ve kültürümüz açısından çok özel bir dönemdir. Yaşlılarımız da bize dünün bilgisini ve bugün ne yapmamız gerektiğini en hikmetli, en arifane şekilde aktaran, öğüt ve tavsiyeleri ile hayatımıza ışık tutan en değerleri varlıklarımızdır.

Geçmiş ve gelecek arasında köprü vazifesi gören, hayat tecrübelerini ve hatıralarını kuşaktan kuşağa aktaran, örf ve adetlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan, yeni nesil gençlerimizin de doğru bir şekilde yetişmesine rehberlik eden kıymetli büyüklerimize saygı, sevgi ve şefkat göstermede kusur etmemeliyiz.

Hayatın her evresi gibi yaşlılığı kabullenmek de bilgelik, erdem ve olgunluktur. Unutmayalım ki, insanlığın en büyük güvencesi ve tükenmeyen hazinesi sevgidir. Sevgiye en çok muhtaç olanlar da çocuklarımız ile değerli büyüklerimizdir. Bizler büyüklerimize gösterdiğimiz özen ve sevgiyle genç kuşaklara örnek olmayı başardığımız ölçüde, yaşlandığımızda saygı ve sevgiyi hak edebileceğiz.

Büyüklerimiz bizler için ‘bereket unsurlarıdır’. Şeyh Edebali’nin, ‘Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir’ sözünü daima rehber edinmeliyiz.  Çünkü bu duygu ve davranış, hem aile bağları hem de kuşaklar arası sağlıklı diyalog açısından hayati bir önem taşımaktadır.

Dünün gençleri, bugünün yaşlıları, bizler bugünün gençleri de yarının yaşlıları olacağız.

Bizleri sabırla, sevgiyle, şefkatle bugünlere taşıyan, hayatımızın her aşamasında bizlere rehberlik eden büyüklerimizin ellerinden öpüyor, kendilerine sağlıklı, mutlu uzun ömürler diliyorum.