Ülke olarak ruh halimizden endişe duymaya başladım.Gerek haberlerin vahameti,gerekse yaşadığım ve yaşadığımız panik havası adeta ciğerlerime kadar işlemiş bulundu.

Evden çıkmamaya gayret edenlerden biri de benim.Alerjik astımım ve mümkün olduğunca evden çıkmamaya çalışıp, kişisel bakım ve temizliğimi arttırıp, neredeyse ellerimi günde elli kez falan yıkamışımdır.Dışarıdan alınan market poşetleri daha kapıdayken üzerine ya kolanya döküp alıyorum ya da çamaşır suyunu ,milli el bezimize(sarı bez) döküp silip içeri öyle alıyorum.Meyve ve sebzeleri saatlerce sirkeli ve tuzlu suda yıkayıp, bol su ile arındırıyorum.Çamaşırsuyuna da alerjim olmasına rağmen de hâla kapı kolu siliyorum.
Ben bu kadar dikkat ederken,yaşlı bireylerimiz ise afacan çocuklara bürünmüş durumda.İçeri alsan durmuyorlar dışarı çıksalar sosyal mesafe koymadan hayatlarına devam ediyorlardı.Taki dün akşam içleri bakanımızın aldığı karar neticesinde 65yaş üstü kişilerin sokağa çıkma yasağını görene kadar.


''Her yasak kendi isyanını doğurur.''


Son günlerde ülkemizde alınan yasaklar kapsamındaki son durum,Sinan Çetin'in kağıt filmini aklıma getirdi.Kağıt filminde şöyle bir diyalog geçiyordu.
-Bir sabah uyandınız.Birileri size diyor ki ; ''Sabah kahvaltsında zeytin yemek yasak.''Ne olurdu?
-Sabah kahvaltısında zeytin yemeyiz.
-Yanlış.Her yasak kendi isyancısını yaratır.Her zeytin sever bir zeytin sever derneği ve örgütü kurardı.... diye devam ediyor.
Konusu bakımından ve oyunculuk olarak da ilgimi çeken bu Kağıt Filmi'ni izlemenizi de tavsiye ederim.

İçişleri bakanlığımız,aldığı karar ile her bireyin kendine ohal ilan etmesini istedi.Tabi gençler ve kronik hastalar bu kurala itina ile dikkat ederken bir de ne gördük haberlerde,dedelerimiz sokaklarda.
Aman Allah'ım ! dedim.
Bizler onları korurken dedelerimiz dur durak bilmiyordu.
Başta Edremit Belediyesi olmak üzere bir baktık ki sokaklardaki banklar sökülmeye başlandı Türkiye genelinde.Yaşça büyüklerimiz,ulu çınarlarımıza laf geçirilmez olmuştu.
Sonra ne mi gördüm.Belediyeler tarafından kaldırılan bankları yerinde oturan mı uzanan mı dersiniz.İhtiyacı ve zorunluluk hali dışında dışarı çıkan dede ve ninelerimzi ısrarla el birliği ile virüsü son hızla yaymaya çalışıyorlardı.

Akıl tutulması yaşamadım değil hani.
Gün geçtikçe artan ölüm ve hasta vaka sayısı bizleri pencereden dahi baktırmazken yaşça büyüklerimizin bu hâlleri hem bizleri kızdırdı hem de duygulandırdı
Empati yapınca hallerine de üzülmemek elde değildi.

Bu yasaklar kapsamında yaşça büyüklerimizi geçtim.
Gizli saklı kahvehane işletenlerin haberini okudum.
İstanbul'da bir kahvahaneye toplanmışlar,kahvehaneninde içinde okey oynarlarken polisler bu vatandaşları suçüstü yakaladı .:) Neden buradasınız soruna cevapları ise salgını bilmiyoruz oldu.
İnanın ki cehalet virüsden daha beter bir oluşum.

Dünde hava güzel.
Kim ister ki bu güzel baharda Nevruz'da korku içinde evde kalalım.
İstanbul Bebek sahilinde,insanlar akın etmiş şekilde günlük yaşamlarına devam ediyordu.Sanırım zenginlere ya da çok okumuşlara bu virüsün uğramayacağınınjn bilinçsizliklerinde bu davranışı sergilediler.
Neyse ki mesire ve piknik alanlarına da yasak geldi.
Dilerim vatandaşlarımız evlerinden çıkmaz kurallara harfiyen uyarlar da korkunç tabloları görmeyiz.
Uzmanlarında belirttiği nisan ayına güle oynaya girer,parkta bahçede güzel bahar ayının tadını sonuna kadar çıkarırız.